Başak Çimen
Sanat ve Mimarlık: S I N I R L A R
1- İst-Kele: İST-KELE, Kelek İnşaat’ın “Kabak gibi ortada” sloganından yola çıkarak, yakın geçmişte gecekonduların yoğunlaştığı; ancak kentsel dönüşümle birlikte hızla parsel parsel yükselen rezidanslara teslim edilen bir bölgede konumlanır. Bu proje, günümüzde artan emlak ve rant sorunlarını, Fikirtepe’nin kendi dili ve mekânsal gerçekliği üzerinden ele alarak, eleştirel bölgeselciliği güncel bir çerçevede yeniden okur. Artık parsel üzerinde yükselen iki kuleden oluşan bu “rezidans” kurgusu, lüks vaadiyle birlikte uzun süreler boyunca çevreye verilen zararları; kiri, tozu ve mekânsal tahribatı görünür kılmayı amaçlar. Proje, tüm bu süreçleri sorgulayarak izleyiciye şu soruyu sordurur: Gerçekten buna ihtiyacımız var mı?
2- Ulaşılmayan: Bu dijital eskiz, sanatçının içinde bulunduğu kasvetli, belirsizliklerle çevrili bir dönemin görsel dışavurumudur. Üst üste binen kareler, sıkışmışlık hissini ve zihinsel katmanları temsil ederken; ahtapot figürü bu ortamın metaforuna dönüşür. Ahtapotun ağzından başlayan anlatı, gergin ve sinirli formlar aracılığıyla içsel baskıyı görünür kılar. Kolların birbirine temas etmemesi, ulaşamama hâlini, kopukluğu ve yönsüzlüğü simgeler. Bu çalışma, belirsizlik içinde var olmaya çalışan bir bedenin ve zihnin sessiz çığlığıdır.
3- Dionysos Lekesi: Bu eser, Dionysos’un sancılı doğumunu, Nysa Dağı’na saklanarak hayata tutunuşunu ve ölümle iç içe geçen yaşamını korunma–giysi ilişkisi üzerinden yeniden yorumlar. Mitolojik anlatıda şiddet, kayıp ve yeniden doğuşla şekillenen bu hayat, dönem giysisi olan kiton aracılığıyla sessiz ama güçlü bir dile kavuşur. Nysa Dağı’nın koruyucu gölgesinde efsaneye dönüşebilen şarap tanrısı Dionysos’un kanlı ve kırılgan yaşamı, bu çalışmada kitonun katmanlarında iz bırakır. Giysi, yalnızca bedeni saran bir form değil; saklanmanın, korunmanın ve hayatta kalmanın ince bir metaforu olarak okunur.
4- Günlük Değil: Çocukluktan bu yana “günlük” tutma alışkanlığı kazanılamamış olsa da, sanatçı yaşanan yoğun duyguları ve kayda değer anları yazma ve çizme ihtiyacı duyar. O an eline geçen herhangi bir kâğıda aktarılan bu notlar; bir çantanın gözünde, kullanılmayan bir defterin arasında ya da anı kutularında saklı kalır. Bazen aradan yıllar geçtikten sonra rastlantısal bir anda yeniden karşılaşılan bu parçalar, anıların belirli bir düzen ya da kronoloji içinde tutulmasa bile kaybolmadığını ortaya koyar. Dağınık, parçalı ve zamansız bu kayıtlar, belleğin kendine özgü çalışma biçimini görünür kılar. Bu eser, düzenli bir günlükten ziyade; anların, duyguların ve hatırlamanın zamana direnerek varlığını sürdürdüğü kişisel bir arşiv niteliği taşır.
5- Islık Kafesi: Beşiktaş sahilinde konumlanan, kentin kesintisiz hareketi içinde bir durak öneren kamusal bir pavyondur. Perfore metal yüzeyler, su akışı ve bitkiler aracılığıyla yapı, kentsel gürültüyü engellemek yerine yumuşatarak, beyaz gürültü oluşturarak, mekânsal bir atmosfere dönüştürür. Kullanıcıyı şehirden koparmadan; ses, ışık ve hareketi yeniden kurgulayarak durma, fark etme ve nefes alma anı yaratır.
