Merve Gül Çakır
Sanat ve Mimarlık: S I N I R L A R
1- Zamanla Aşılan Sınırlar: “Ben kimim?” sorusuna verilen bu cevap, ilişki dinamiklerini kırmızı iplerle örülü dokulu bir yüzey ve ondan arınmış düz bir baskı üzerinden irdeler. Başlangıçtaki mesafeyi ve zorlukları simgeleyen kolaj ile nihai şeffaflığı temsil eden eserin yan yana gelmesi, izleyiciye güçlü bir karşıtlık sunar. Bu ikili kurgu, korunaklı bir gizemden zamanla açığa çıkan gerçek benliğe doğru bir davet niteliğindedir.
2- Duymalar: Juhani Pallasmaa’nın görme duyusunun egemenliğine dair eleştirisinden yola çıkan bu yerleştirme, bir “duyarak görme” denemesidir. Sinan Paşa İş Merkezi’nin katılımcılar tarafından birbirlerine sözlü olarak betimlenip kağıda döküldüğü süreç, mekanı duyular arası bir geçiş alanına dönüştürür. Görselliğin söze, sözün zihinsel tahayyüle ve nihayetinde çizgiye aktarıldığı bu döngü, algının ve ifadenin öznelliğini sorgular.
3- Seppo Salminen ile Perdenin Ötesi: “Ben Kimim?” projemin bir devamı olan ve Karaköy’de yığma yapı olan bir kafede çekilen bu fotoğraf, hayallerime ulaşma yolculuğumu anlatıyor. Proje; yüksek hedefleri temsil eden merdivenler, zorlukları sembolize eden tül perde ve bu engelin altından bilinçli bir şekilde eğilerek bakma eylemim olmak üzere üç temel felsefi kavram üzerine kurulmuştur. Bu fiziksel duruş, engelleri görmezden gelmediğimi ve doğrudan hedefe odaklandığımı ortaya koyar. Sonuç olarak bu eser, tüm koşullar altında kendi yolumu açmaya odaklanmış nihai duruşumdur.
4- Benim Ahtapotum – Dönüşüm: Ahtapot metaforunu biyolojik bir formdan öte, kendini sürekli yeniden inşa eden dinamik bir varlık olarak ele alan bu yerleştirme; boşluktan örülmüş asılı bir kabukla başlar. Gövdenin ipliklerle tamamlanma süreci, henüz tanımlanmamış kimliğin hassas ve kırılgan başlangıcını işaret eder. Yaralı bir uzvun farklı renkle onarılması ise hatalardan öğrenilen ve zorluklar karşısında durmayan bir yenilenme mekanizmasını simgeler.
5- Boşluğu Sarmak: Mimari kesitlerde hapsolmuş tonoz çizgilerinin kağıt düzleminden koparak mekana radikal bir biçimde fırlaması fikrine dayanan bu yerleştirme, Nysa Kütüphanesi’nin boşluğunu hedefler. Paslanarak toprağa dönen Corten strüktür, harabeyi koruyucu bir kabuk gibi sararak entelektüel hafızayı bugüne taşır. Bu müdahale, yapıyı salt izlenen bir manzara olmaktan çıkarıp bedensel olarak deneyimlenen yaşayan bir hafıza mekanına dönüştürür.
6- Kaarina Koikkonen ile Anılarım: Bedenin Hafızası: Bu proje, çocukluğumdaki sakarlık anılarımdan ve sık sık düşmelerimden yola çıkarak bedensel hafızayı tekrar gün yüzüne çıkarıyor. İyileşme sürecinin bir parçası olan alçıyı kullanarak, o günlerin kırılganlığını ve koruma ihtiyacını yeniden yorumluyorum. Bu alçı kalıpların içi, tıpkı o günlerdeki gibi yaralı bölgeyi dış dünyadan ayıran, sarmalayan ve saklayan kişisel bir sığınaktır. Nihayetinde bu kalıplar, iyileşip gitmiş olsalar da bedenin asla unutmadığı o fiziksel travmaları ve iyileşme anlarını dondurarak görünür kılıyor.
7- Pazardan Cumaya: Pazardan Cumaya, LIMINALXIII kolektifi tarafından geliştirilen bir kamusal mekân projesidir. Farklı disiplinlerden bir araya gelen ekibin ortak üretim sürecinden doğan çalışma, nesne üretmekten çok ilişkiler, karşılaşmalar ve gündelik kamusal deneyimler oluşturmayı hedefler.
Proje, İstanbul Beşiktaş’taki pazar alanını haftada bir gün kullanılan bir ticaret zemini olmaktan çıkararak, haftanın tamamına yayılan yaşayan, katılımcı ve esnek bir karşılaşma alanına dönüştürmeyi önerir. Pazar tezgâhı ölçülerinden türetilen katlanabilir modüler sistemler pazar günleri altyapı sağlarken diğer günlerde kamusal kullanım yüzeylerine dönüşür; yerleştirme ve video çalışmaları ise kullanıcı katılımıyla sürekli yeniden kurulabilen bir mekânsal deneyim üretir.
Bu öneri, sonuçtan çok sürece, nesneden çok etkileşime ve sabit tanımlar yerine
dönüşebilir kullanımlara odaklanan açık bir kamusal üretim yaklaşımı sunar.
