AURA Alumni: Yamaç Şenelmiş

Yamaç Şenelmiş

Mimarlık
TED Üniversitesi

 

Güz 2025
Danışman: Hüseyin Yanar

Sanat ve Mimarlık: S I N I R L A R

1- Tanışma Ritüeli: Kentin atıklarını anlamın yoğunlaştığı temas noktaları olarak ele alan, beden ve şehir arasında kurulan performatif bir karşılaşmadır. Yürüyüş boyunca toplanan rastlantısal nesneler, ceket ve video aracılığıyla arşivlenerek kentsel deneyimin görünmez izlerini açığa çıkarır.
1- Ritual of Acquiantance: A performative encounter between body and city, treating urban waste as contact points where meaning intensifies. Objects collected randomly during the walk are archived through a jacket and video, revealing the invisible traces of urban experience.

2- İki Kırmızı Gövde: Nysa Antik Kenti’nin dipolis kavramını İstanbul’un iki yakasında iki canlı gövde üzerinden yeniden kuran, bakışa dayalı bir hafıza yerleştirmesidir. Kırmızı kumaşla işaretlenen bu gövdeler, ölçek kırılması ve dürbün aracılığıyla kurulan optik temas sayesinde mimari değil algısal bir köprü üretir.
2- Two Red Bodies: A memory-based installation that reconstructs the dipolis concept of the ancient city of Nysa through two living bodies positioned on Istanbul’s two shores. Marked with red fabric, these bodies create not an architectural but a perceptual bridge through scale distortion and optical contact established via binoculars.

3- İsimsiz Çeşme: Beşiktaş Meydanı’ndaki zemin döşemelerinin ölçek farklarıyla ayrışan birimlerinden ilham alan bu su heykeli, kaldırım taşlarını iz ekseninde yükselterek kütleleştirir. En yüksek birimde ritim ve denize doğru akan su, meydanın ölçek kırılmalarını mekânsal bir akışa dönüştürür.
3- Untitled Fountain: Inspired by the scale-differentiated paving units of Beşiktaş Square, this water sculpture monumentalizes pavement stones by elevating them along a trace axis. Rhythm at the highest unit and water flowing toward the sea transform the square’s scale ruptures into a spatial flow.

4- Bu Dün Birisiydi:
Metin, anlatıcının anneannesinin ölümünü ve cenaze sürecini anlatır. Telefonun çalmasıyla başlayan hikâye, aile bireylerinin salonda beyaz bir kumaşa sarılmış soğuyan bedeni çevrelemesiyle devam eder. Bedeni sarmak, taşımak ve dar bir asansör kabinine sığdırmaya çalışmak hem fiziksel hem de duygusal olarak ağır bir deneyime dönüşür.
Asansör aşağı inerken bedenin ağırlığı, daralan mekân ve toprağa doğru çekilme hissi ölümün kaçınılmazlığını simgeler. Anlatıcı, bir zamanlar canlı, çiçek yetiştiren, evi dolduran bir insanın artık “akıp gitmek isteyen” cansız bir bedene dönüşmesini gözlemler.
Metin, ölümün bir anda değil, o bedenin artık bir “şey”e dönüşmesiyle kavrandığını gösterir. Son cümle bunu vurucu şekilde özetler:
“Bu şey dün birisiydi.”
4- This Was Someone Yesterday: The text narrates the death of the narrator’s grandmother and the moments surrounding her funeral. It begins with a phone call and continues with the family gathering around her body, wrapped in a white cloth in the living room.
Carrying her body and trying to fit it into a narrow elevator becomes both a physical and emotional burden. As the elevator slowly descends, the narrowing space and the increasing weight symbolize the inevitability of death and the body’s pull toward the soil.
The narrator reflects on how someone who once grew flowers, filled the house with life, and existed as a person has now become a lifeless body that seems to want to “flow away.”
The text culminates in a striking realization:
“This thing was someone yesterday.”

5- Pazardan Cumaya: Pazardan Cumaya, LIMINALXIII kolektifi tarafından geliştirilen bir kamusal mekân projesidir. Farklı disiplinlerden bir araya gelen ekibin ortak üretim sürecinden doğan çalışma, nesne üretmekten çok ilişkiler, karşılaşmalar ve gündelik kamusal deneyimler oluşturmayı hedefler.
Proje, İstanbul Beşiktaş’taki pazar alanını haftada bir gün kullanılan bir ticaret zemini olmaktan çıkararak, haftanın tamamına yayılan yaşayan, katılımcı ve esnek bir karşılaşma alanına dönüştürmeyi önerir. Pazar tezgâhı ölçülerinden türetilen katlanabilir modüler sistemler pazar günleri altyapı sağlarken diğer günlerde kamusal kullanım yüzeylerine dönüşür; yerleştirme ve video çalışmaları ise kullanıcı katılımıyla sürekli yeniden kurulabilen bir mekânsal deneyim üretir.
Bu öneri, sonuçtan çok sürece, nesneden çok etkileşime ve sabit tanımlar yerine
dönüşebilir kullanımlara odaklanan açık bir kamusal üretim yaklaşımı sunar.