AURA Alumni: Dila Ağüzüm

Dila Ağüzüm

Mimarlık
Yeditepe Üniversitesi

 

Güz 2025
Danışman: Hüseyin Yanar

Sanat ve Mimarlık: S I N I R L A R

1- Ben Kimim?: “kendimi anlatmak, anlamak (?)”
arayış – kimlik – süreç – belirsizlik
Kendimi Anlamak, Anlatmak?, kendini tanımlama çabasının bitmeyen bir süreç olduğunu kabul eden bir iç yolculuğu görünür kılar. Parçalara ayrılmış fotoğraf, bir arada var olan farklı yönleri; siyah-beyaz ve sarı tonlar ise bu yolculuğun yorgunlukla coşku arasında gidip gelen hâllerini taşır. Çizgiler, yollar ve bulanık kesişimler, kimliğin tek bir noktada sabitlenmediğini, dalgalar hâlinde ilerleyen ve belirsizlikle beslenen bir oluş olduğunu düşündürür.

2- Neredeyiz?: “İz-ci”
sesiz – mekân – hafıza – katman – deneyim – sınır
İz-ci, sesin, mekânın ve izlerin kesiştiği noktada şekillenen çok katmanlı bir deneyimdir. Dört farklı yönden yola çıkan izcilerin topladığı sesler tek bir kasette üst üste bindirilerek Sinanpaşa’nın bireysel ve ortak hafızasını yeniden kurar. Sesin somut bir nesneye dönüşmesiyle dinleyici, mekân içinde dolaşan bir izleyiciye dönüşür ve sınırların ışık, gölge ve ses aracılığıyla geçirgenleştiği bir deneyimin parçası olur.

3- Seppo Salminen ile Kente dokunmak: “dengenin dengesizliği” (video performans + kolaj)
denge / dengesizlik – beden – süreç – tekrar – varoluş
Dengenin Dengesizliği, bedensel bir deneyim üzerinden dengenin sabit bir durum değil, sürekli yeniden kurulan bir süreç olduğunu ele alır. Kaykay üzerindeki hareket, düşme ve durma arasındaki kırılgan çizgide tekrar eden çabaları görünür kılar. Bu çalışma, dengeyi ulaşılmış bir sonuç olarak değil, bedenin her an yeniden kurmak zorunda olduğu geçici bir durum olarak tanımlar.

4- Ahtapot: “O”, “o” değil (maket + fotoğraf kolaj)
varoluş – hafıza – şehir – hareket – çoğulluk
Bu çalışma, “o” olarak adlandırılan ama hiçbir zaman tek bir şeye indirgenemeyen bir ahtapotu izler. Sabit bir bedene, net bir sınıra ya da tek bir kimliğe sahip değildir. Kolları şehrin farklı noktalarına uzanır; sokaklara, duvarlara ve geçiş alanlarına dokunur. Her temas, bir varoluş biçimini çoğaltır. Ahtapot burada bir figürden çok, sahip olmadan ait olmanın, yön olmadan hareket etmenin ve tekilliği reddeden bir varoluş hâlinin ifadesidir.

5- Samuli Woolston ile Beşiktaş: “Suyun İzi”
iz – su – eşik – hafıza
Suyun İzi, Beşiktaş sahilinde denizle kent arasındaki eşiği görünür kılan küçük ölçekli bir müdahaledir. Zeminde açılan ince yarık, suyun hareketinden türeyen bir iz gibi sahilden meydana doğru uzanır. Bu iz, yönlendirmekten çok hatırlatır; kentin gündelik akışı içinde denizi yeniden fark etmeye çağırır.

6- Bizim Nysa’mız: “Bitmemişlik”
bitmemişlik – dönüşüm – eşik – potansiyel
Bitmemişlik, Nysa Kütüphanesi’ni tamamlanmış bir yapıdan çok, dönüşümün ve yeniden yaratımın mekânı olarak ele alır. Yarım bırakılmış açıklık, insanın kendini aşma hâlini; kırık yüzeyler ve katmanlar ise bu sürecin parçalı ve belirsiz doğasını görünür kılar. Güneş ışığı, bu dönüşümün her defasında yeniden kurulan bir eylem olduğunu hatırlatan geçici ama yönlendirici bir eşik olarak mekânda belirir.

7- Pazardan Cumaya: Pazardan Cumaya, LIMINALXIII kolektifi tarafından geliştirilen bir kamusal mekân projesidir. Farklı disiplinlerden bir araya gelen ekibin ortak üretim sürecinden doğan çalışma, nesne üretmekten çok ilişkiler, karşılaşmalar ve gündelik kamusal deneyimler oluşturmayı hedefler.
Proje, İstanbul Beşiktaş’taki pazar alanını haftada bir gün kullanılan bir ticaret zemini olmaktan çıkararak, haftanın tamamına yayılan yaşayan, katılımcı ve esnek bir karşılaşma alanına dönüştürmeyi önerir. Pazar tezgâhı ölçülerinden türetilen katlanabilir modüler sistemler pazar günleri altyapı sağlarken diğer günlerde kamusal kullanım yüzeylerine dönüşür; yerleştirme ve video çalışmaları ise kullanıcı katılımıyla sürekli yeniden kurulabilen bir mekânsal deneyim üretir.
Bu öneri, sonuçtan çok sürece, nesneden çok etkileşime ve sabit tanımlar yerine
dönüşebilir kullanımlara odaklanan açık bir kamusal üretim yaklaşımı sunar.